Tezgâhtan ekosisteme: Milas Güllük hattında 'Çandırlı' lezzetinin izini sürdük
Güllük'te 'Çandırlı' diye anılan çipura, sadece bir lezzet değil tatlı suyla tuzlu suyun buluştuğu 'acı su' bandının ürettiği hassas bir ekosistem hikâyesi. Balıkçı tezgâhına yansıyan bu farkın arkasında, su dengesi ve kıyı doğasının sürdürülebilirliği yatıyor.
“Gerçek Çandırlı” değil, “iyi balık” nasıl seçilir?
Piyasada “Çandırlı” adıyla satılan her balığın gerçekten aynı koşullarda büyüdüğünü kesin biçimde anlamak çoğu tüketici için zordur. Bu yüzden en sağlam yaklaşım, iddia yarışına girmek değil; tazelik ve kaynak şeffaflığını merkeze almaktır.
Tezgâhta pratik kontrol listesi:
Göz berraklığı: Parlak ve canlı olmalı. Matlaşma, bekleme süresine işaret edebilir.
Solungaç rengi: Canlı kırmızı tonlar iyidir. Kahverengiye dönen solungaçlar uyarıdır.
Doku: Parmağınızla bastığınızda et hızlı toparlamalı; iz kalıyorsa dikkat.
Koku: Ağır ve rahatsız edici bir koku değil; deniz/iyot hissi beklenir.
Kaynak sorusu: “Bugün nereden geldi?” sorusuna net cevap alın. Şeffaflık, lezzet kadar değerlidir.
Balıkçılar bazen “solungaç üstünde altın gibi bir iz”, “kuyruk sertliği” gibi yerel ipuçlarından da söz eder. Bu gözlemler tezgâh hafızasının ürünüdür; tek başına bilimsel doğrulama değildir. Yine de tazelik ve kaynak sorusu, her zaman en güçlü filtredir.
Bakmadan Geçme