Tezgâhtan ekosisteme: Milas Güllük hattında 'Çandırlı' lezzetinin izini sürdük
Güllük'te 'Çandırlı' diye anılan çipura, sadece bir lezzet değil tatlı suyla tuzlu suyun buluştuğu 'acı su' bandının ürettiği hassas bir ekosistem hikâyesi. Balıkçı tezgâhına yansıyan bu farkın arkasında, su dengesi ve kıyı doğasının sürdürülebilirliği yatıyor.
Gastronomik mirasın geleceği: Su çekilirse, hikâye de çekilir
Bu dosyanın “yemek yazısı” olmaktan çıkıp “doğa yazısı”na dönüştüğü yer burası. Güllük Körfezi’ni özel yapan şey, sadece bir balık değil; o balığın bağlı olduğu su dengesi. Tatlı su girişleri, yeraltı suyu rejimi, kıyı sulak alanlarının sağlığı ve karışım bandının sürekliliği… Hepsi bir arada çalışır.
Denge bozulduğunda, sadece kuşlar ya da sazlıklar değil; tezgâhtaki lezzet de etkilenir. Bu yüzden “Çandırlı”yı konuşmak, aslında “acı suyu” konuşmaktır. Ve acı suyu konuşmak, Milas’ın su yönetimini, kıyı kullanımını ve ekosistem korumasını konuşmaktır.
Güllük’te “Çandırlı” denince anlatılan şey bir isimden ibaret değil; bir coğrafyanın imzası. Doğayı bozmazsanız, o size en pahalı restoranın bile taklit edemeyeceği bir tat sunar. Çandırlı, Milas’ın taşından süzülen suyun denize yazdığı bir teşekkür gibi…
Bakmadan Geçme