Tezgâhtan ekosisteme: Milas Güllük hattında 'Çandırlı' lezzetinin izini sürdük
Güllük'te 'Çandırlı' diye anılan çipura, sadece bir lezzet değil tatlı suyla tuzlu suyun buluştuğu 'acı su' bandının ürettiği hassas bir ekosistem hikâyesi. Balıkçı tezgâhına yansıyan bu farkın arkasında, su dengesi ve kıyı doğasının sürdürülebilirliği yatıyor.
Bodrum’un ışıltılı tabelalarına kapılıp hızla geçenlerin yanından süzülüp gittiği o sessiz liman kasabası Güllük, haritada küçük; hikâyede büyük bir doğa mucizesine ev sahipliği yapıyor. Balıkçı tezgâhında “çipura” diye geçip giden bir balık, burada yıllardır farklı bir isimle anılıyor: Çandırlı. Yerel anlatıda bu ad, “aynı türün başka bir karaktere bürünmüş hali” demek. Lezzeti konuşurken aslında suyu, ekosistemi ve geleceği de konuşmuş oluyorsunuz.
Sahada bir gün: O “acı” suyun izinde
Güllük Limanı’nda sabah 05.30… İyot kokusu keskin, motor sesleri düşük perdeden uğulduyor. Yıllardır bu sularda ağ atan yerel balıkçılar “Bugün su nasıl?” diye konuşarak güne başlıyor. Çünkü Çandırlı denince ilk işaret edilen şey balığın boyu posu değil; suyun dili.
Balıkçıların “acı su” dediği kavram, bilimsel olarak brakiş su diye biliniyor: Tatlı su ile deniz suyunun karıştığı, tuzluluğu gün gün değişebilen bir ara bant. Bu karışım; planktondan küçük kabuklulara, dip canlılarından mikro organizmalara kadar bütün besin zincirini etkiliyor. Zincir değişince, balığın beslenmesi değişiyor; beslenme değişince de damakta kalan iz değişiyor.
Güllük Körfezi’nin çevresinde bu “ara dünyanın” izleri güçlü. Bölge; sulak alanlar, lagün benzeri yapılar ve kıyı ekosistemleriyle, tatlı su–tuzlu su dengesinin hassas yaşandığı bir coğrafya. İşte Çandırlı anlatısı, tam da bu hassas dengeden doğuyor.
Bakmadan Geçme