Eskiler neden Milas Ovası'na bataklık derdi? İşte o gerçek
Bugün üzerinde mısır tarlalarının dalgalandığı, zeytin ağaçlarının yeşerdiği bereketli Milas Ovası, her zaman böyle cömert değildi. Dedelerimizin 'Buralara girilmezdi, sinekten geçilmezdi' sözleri bir abartı değil, acı bir coğrafi gerçeğin yansımasıydı. Peki, Milas Ovası nasıl kurutuldu? Şehir neden ovanın ortasına değil de Sodra Dağı'nın eteklerine kaçtı? İşte Milas'ın 'Yeşil' tarihinin altındaki 'Islak' gerçek...
En Büyük Düşman: Sıtma (Malaria)
Bataklık demek, sadece çamur demek değildi. Bataklık, ölüm demekti. 1940'lı ve 50'li yıllara kadar tüm Ege'de olduğu gibi Milas'ta da en büyük halk sağlığı sorunu Sıtma hastalığıydı. Ovanın durgun sularında üreyen milyonlarca sivrisinek, sıtma parazitini taşıyordu.
Eskilerin "Oraya gitmeyin, hasta olursunuz" uyarısı, batıl bir inanç değil, tıbbi bir zorunluluktu. Cumhuriyet döneminde başlatılan "Sıtma Savaş Mücadelesi" kapsamında, Milas'taki bu sulak alanların kurutulması devletin bir numaralı önceliği oldu. Bugün ovada gördüğümüz o uzun su kanallarının (drenaj kanalları) asıl açılma sebebi tarımdan önce, insanları bu hastalıktan kurtarmaktı.
Bakmadan Geçme