Eskiler neden Milas Ovası'na bataklık derdi? İşte o gerçek
Bugün üzerinde mısır tarlalarının dalgalandığı, zeytin ağaçlarının yeşerdiği bereketli Milas Ovası, her zaman böyle cömert değildi. Dedelerimizin 'Buralara girilmezdi, sinekten geçilmezdi' sözleri bir abartı değil, acı bir coğrafi gerçeğin yansımasıydı. Peki, Milas Ovası nasıl kurutuldu? Şehir neden ovanın ortasına değil de Sodra Dağı'nın eteklerine kaçtı? İşte Milas'ın 'Yeşil' tarihinin altındaki 'Islak' gerçek...
Bataklıktan "Tarım Cennetine" Dönüşüm
Milas Ovası'nın kaderi, 20. yüzyılın ikinci yarısında Devlet Su İşleri'nin (DSİ) devreye girmesiyle değişti.
Önce Sarıçay ve yan derelerin yatakları ıslah edildi.
Ovadaki fazla suyu denize taşıyacak tahliye kanalları açıldı.
Bataklık kurudukça, altından binlerce yıldır suyla beslenmiş, mineral bakımından dünyanın en zengin toprakları çıktı.
Eskiden "girilmez" denilen o yerler, bugün Türkiye'nin en kaliteli mısırını, pamuğunu ve zeytinini yetiştiren bir tarım fabrikasına dönüştü.
Doğanın Hafızası Silinmez
Bugün Milas Ovası bir bataklık değil, ama doğa bazen eski günlerini hatırlatır. Aşırı yağışlarda ovanın bazı bölümlerinin hala su tutması, Sarıçay'ın ara sıra "Ben buradayım" demesi, o eski "Bataklık" günlerinden kalan coğrafi bir mirastır.
Bakmadan Geçme