Eskiler neden Milas Ovası'na bataklık derdi? İşte o gerçek
Bugün üzerinde mısır tarlalarının dalgalandığı, zeytin ağaçlarının yeşerdiği bereketli Milas Ovası, her zaman böyle cömert değildi. Dedelerimizin 'Buralara girilmezdi, sinekten geçilmezdi' sözleri bir abartı değil, acı bir coğrafi gerçeğin yansımasıydı. Peki, Milas Ovası nasıl kurutuldu? Şehir neden ovanın ortasına değil de Sodra Dağı'nın eteklerine kaçtı? İşte Milas'ın 'Yeşil' tarihinin altındaki 'Islak' gerçek...
Sarıçay'ın Öfkesi ve Alüvyon Denizi
Milas Ovası, jeolojik olarak "Alüvyal Dolgu" bir ovadır. Yani dağlardan inen suların taşıdığı toprakla dolmuştur. Ovanın can damarı olan Sarıçay, barajlar ve ıslah çalışmaları yapılmadan önce, her kış yatağına sığmaz, ovayı devasa bir göle çevirirdi. Su, eğim az olduğu için denize (Güllük Körfezi'ne) ulaşmakta zorlanır, aylarca ovada göllenirdi.
Yaşlıların "Bataklıktı" dediği şey; aslında drenajı olmayan, suyun hapsolduğu bu devasa taşkın sahasıydı. O dönemde ovada yürümek imkansızdı, ulaşım güçtü ve toprak işlenemiyordu.
Bakmadan Geçme