Eskiler neden Milas Ovası'na bataklık derdi? İşte o gerçek
Bugün üzerinde mısır tarlalarının dalgalandığı, zeytin ağaçlarının yeşerdiği bereketli Milas Ovası, her zaman böyle cömert değildi. Dedelerimizin 'Buralara girilmezdi, sinekten geçilmezdi' sözleri bir abartı değil, acı bir coğrafi gerçeğin yansımasıydı. Peki, Milas Ovası nasıl kurutuldu? Şehir neden ovanın ortasına değil de Sodra Dağı'nın eteklerine kaçtı? İşte Milas'ın 'Yeşil' tarihinin altındaki 'Islak' gerçek...
Şehir Neden Ovanın Ortasında Değil?
Hiç düşündünüz mü; modern şehircilikte kentler düzlüklere kurulurken, Milas neden binlerce yıldır inatla Sodra Dağı'nın yamacına yaslanmıştır? Cevap basit: Korku. Antik çağlardan Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar Milas Ovası, kış yağmurlarıyla taşan suların aylarca çekilmediği, sazlıklarla kaplı, balçık bir alandı. İnsanlar, hem tarım arazisi kazanmak hem de "bataklığın lanetinden" (yani hastalıklardan) korunmak için evlerini yükseğe, dağın sert zeminine yapmak zorundaydı. Bugün "Eski Milas" dediğimiz o tarihi evlerin hepsi, işte bu yüzden yukarıdadır.
Bakmadan Geçme