Milas'ın Altındaki Gizli Şehir: Her gün üstüne basıyoruz ama kimse farkında değil!
Milas sokaklarında yürürken, aslında binlerce yıllık devasa bir başkentin çatısında gezindiğinizi biliyor muydunuz? 2010 yılında bir evin bodrumunda tesadüfen bulunan ve 'Yüzyılın Arkeoloji Keşfi' sayılan mezar, buzdağının sadece görünen kısmıydı. İşte modern Milas'ın altına gizlenmiş antik Mylasa'nın inanılmaz hikayesi...
Ayaklarımızın Altındaki Uyuyan Dev: Antik Mylasa
Milas, alelade bir ilçe değil; Karia uygarlığının en eski ve en kutsal başkentlerinden biri olan Mylasa’nın tam üzerine kurulmuş modern bir şehirdir. Bugün üzerinde yürüdüğümüz kaldırımların, araçlarımızı park ettiğimiz caddelerin ve oturduğumuz evlerin sadece birkaç metre altında, bir zamanlar kralların yürüdüğü mermer caddeler, tapınaklar ve saraylar yatıyor. Arkeologlar, Milas'ı "üst üste binmiş şehirler pastası" olarak tanımlıyor. Biz şu an sadece en üstteki kremayı görüyoruz, ancak asıl büyük hikaye pastanın alt katmanlarında gizli.
Bir Gecekondu Bodrumundan Çıkan "Yüzyılın Buluşu"
Bu gizli şehrin varlığı hep biliniyordu ama büyüklüğü 2010 yılında yaşanan polisiye bir olayla anlaşıldı. Hisarbaşı Mahallesi'nde, Uzunyuva mevkiinde sıradan bir evin altında definecilerin kaçak kazı yaptığı ihbarı alındı. Polis ve arkeologlar eve baskın düzenlediğinde gözlerine inanamadılar. Evin zemininden metrelerce aşağıya inen defineciler, yerin altında devasa bir mermer odaya ulaşmıştı. Bu, arkeoloji dünyasında bomba etkisi yaratan bir keşifti.
Dünyanın En Önemli Mezarı Milas'ta: Kral Hekatomnos'un Evi
Yerin altından çıkan o gizemli oda, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olan Halikarnas Mozolesi'ni yaptıran Kral Mausolos’un babası, Karia Satrabı Hekatomnos’a aitti. Yerin metrelerce altındaki bu anıt mezar, duvarlarındaki muhteşem kabartmalar, "Lahdin üzerindeki işçilik İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndeki İskender Lahdi'nden bile daha iyi" yorumlarına neden oldu. Bu keşif şunu kanıtladı: Milas'ın altı, düşündüğümüzden çok daha zengin ve görkemli yapılarla dolu.
Sadece Yerin Altı Değil: Gün Yüzündeki Sessiz Tanıklar
Milas'taki "gizli şehir" aslında tamamen gizli değil, bazı parçaları yüzeyde bize göz kırpıyor. Şehrin simgesi olan "Baltalı Kapı", aslında antik Mylasa şehrinin kuzey kapısıydı. Bugün o kapının altından geçenler, 2000 yıl önce Roma İmparatorlarının geçtiği yoldan geçiyor. Yine şehrin ortasında yükselen Gümüşkesen Anıtı veya bazı eski evlerin duvarlarında kullanılan antik sütun parçaları, alttaki büyük şehrin yüzeye vuran küçük ipuçlarıdır.
Milaslıların Dilindeki Efsaneler: Kalenin Altındaki Gizli Tüneller
Milas'ın yerlileri arasında nesillerdir anlatılan efsaneler, bu yeraltı şehrini daha da gizemli kılıyor. Pek çok yaşlı Milaslı, çocukluklarında "Kaleden (bugünkü Beçin kalesi mevkii) şehir merkezine veya Sodra Dağı'na giden devasa tünellerin girişlerini gördüklerini" anlatır. Bu tünellerin varlığı henüz tam olarak ispatlanmasa da, Hekatomnos mezarının karmaşık yapısı, şehrin altında henüz keşfedilmemiş bir kanalizasyon ve kaçış tüneli ağı olma ihtimalini güçlendiriyor.
Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Tarih Üzerinde Yaşıyoruz
Uzunyuva'daki keşif, Milas'ın arkeolojik potansiyelinin ne kadar devasa olduğunu dünyaya gösterdi. Bugün Milas'ta yapılan her temel kazısında, her altyapı çalışmasında antik bir yapıyla karşılaşmak işten bile değil. Milaslılar olarak bizler, sadece modern bir ilçede değil, dünyanın en büyük açık hava müzelerinden birinin tam üzerinde yaşıyoruz. Ve kim bilir, belki de bir sonraki "Yüzyılın Keşfi", sizin sokağınızın hemen altında bekliyordur.